Teknik Terimler

 

logobiosav

Formulasyon Şekilleri ve Bunların Uluslar arası Kodları ve Tanımları

KODLAR  TERİMLER  TARİFLER
AI Aktif Madde
Active İngredient
Teknik Madde içerisinde biyolojik etkinliğe sahip olan maddedir.
TM Teknik Madde
Technical Material 
İmalat süreci sonunda elde edilen materyal
BR Briket
Briguette
Aktif maddenin suya kontrollü geçişini sağlayan katı blok
CS  Kapsül Süspansiyon  Capsule süspension Aktif maddenin belli büyüklükte (20mikron) parçalanarak bir kapsül İçinde hapsedilmiş formülasyon Şeklidir
EC Emülsiye olabilen konsantre Emulsifiable concantrate İnsektisid etkin maddesi,çözücü  ve emülsiyon sağlayıcı maddelerden oluşur.Daha sonra su veya başka diluentlerle seyreltilmeğe olanak veren ve yüksek yoğunluk larda (%25-50) insektisid etkin maddesi tutan ekonomik bir formülasyon şekli olarak kabul edilir . Uygulandıkları yüzeyde çok az bir iz bırakırlar.Çoğunlukla içerdikleri  solvent sebebiyle keskin kokuya sahiptirler.Deriden kolayca emilebildiklerinden uygulayıcılarının gerekli önlemleri almaları gerekir.
EW Suda yağ emülsiyonu
Emülsion oil in water
Bu formülasyonlar etken maddenin küçük yağ damlacıkları içinde
Sudaki emülsiyonundan oluşurlar. EC formülasyonlar ile karşılaştırıldığında daha az solvent içerirler ve Daha uzun stabiliteye sahiptirler. EW formülasyonlar su ile seyreltilir Ve püskürtüldüğünde damlacığın Çevresinde dayanıklı bir tabaka Oluştururlar.Bu tabaka sayesinde Damlacık büyüklüğü daha uzun  Süre buharlaşmadan kaldığı için İnsektisitin etkisi daha uzun sürer.
SC Akıcı konsantre
Suspension concantrate
Su ile seyreltilerek kullanılabilen stabil formülasyondur. Etken madde kristal partiküller halinde olup   Poröz yüzeylerden daha geç emilir. ve kalıcılığı EC formülasyonlara göre daha uzundur. Çoğunlukla kullanıldıkları yüzeylerde leke meydana getirmezler.ve kokusuzdurlar.Ayrıca yanıcı değildirler.
SG Suda çözünen granül
Water soluble granules
Suda çözündükten sonra solusyon oluşturan granüllerden ibaret formülasyon
WG Suda dağılabilen granül
Water dispersible granules 
Suda dağıldıktan sonra uygulanan formülasyon
WP Islanabilir toz Wettable powder  İnsektisid etkin maddesi,ıslatıcı madde ve etkisiz (inert)  taşıyıcı  dan oluşur.Bu çeşit formülasyonlar sulu süspansiyonların hazırlanmasında kullanılır. Poröz yüzeylerden emilimleri daha az, kalıcılıkları daha uzundur.Ancak  hassas yüzeylerde leke bırakabilirler.Kullanımları sırasında çökelti meydana gelebileceğinden düzenli olarak çalkalanmalıdırlar.
BB Blok yem
Block bait
GB Granül yem
Granular bait
TERİMLER – TARİFLER
Absorbent   : Emici
Adultisit    : Erginleri öldüren
Ağız yolu ile (oral) akut LD50   : Deneme hayvanlarına ağız yolu ile bir defada verildiği zaman bunların % 50 sini öldüren ve deneme hayvanın vücut ağırlığının her kg için mg olarak ifade edilen o etkili madde miktarıdır.
Akut toksisite : Ani zehirlilik. İlacın bir defada bir tek dozunun bünyeye    girmesinden sonra zehirlenmeye neden olma gücüdür.
Akarisit  : Örümcekleri öldüren
Anticoagulan : Pıhtılaşmayı önleyen
Antidot : Haşere ilacının sıcakkanlılarda zehirlenme yapabilme özelliğini ortadan kaldıran kimyasal maddelerdir.
Aplikasyon : Uygulama
Aquatic fauna : Suda yaşayan canlılar faunası
Atraktan : Böcek , sinek v.b çeken maddeler
Bakterisit : Bakterileri öldüren
Biotop : Yaşama yeri
Deformasyon : Biçim bozulması
Degradasyon  : Parçalanma , bozunma
Dekompozisyon   : Bozunma , ayrışma
Dermal (deri) yolu ile akut LD50  : Deneme hayvanlarına deri yoluyla bir defada temas sureti ile verildiği zaman bunlardan % 50 sini öldüren ve deneme hayvanının vücut ağırlığının her kg için mg olarak ifade edilen ilacın etkili madde miktarıdır.
Detoksifikasyon : Zehirlenmeyi giderme , etkisiz hale getirme.
Difüzyon  : Yayılma
Dilüent  : Seyreltici
Dispersiyon  : Dağılma , dağınım
Enfeksiyon : Hastalık oluşturma , bulaşma
Epidemi : Salgın bir hastalığın , zararlının hızla yayılması
Eradikasyon : Yok etme
Fungusit : Mantarları öldüren
Foto stabil  : Işıkta bozulmayan
Fotolable : Işıkta bozulan
Habitat : Bir organizmanın veya canlının doğal alanı
Herbisit : Yabancı otları öldüren
İnert madde  : Etkisiz madde
İnhalasyon : Solunum yolu ile
İnhibe etmek : Engellemek , önlemek
İnsektisit  : Böcekleri öldüren kimyasal madde
İrritasyon : İlaçların cilt ve gözlerde tahriş etkisi
Korozif   : Aşındırıcı
Koagulasyon : Pıhtılaşma
Larvasit : Larvaları öldüren
LC 50  : Test hayvanlarının % 50 sini öldürmek için gerekli konsantrasyon ( havanın her m3 ünde mgolarak gösterilir)
LD 50  : Test hayvanlarının % 50 sini öldürmek için gerekli olan doz.
Lethal doz  : Öldürücü doz
Mitisit   : Keneleri öldüren
Mutajenik  : Toksikolojik çalışmalarda genlerdeki değişikliklerin araştırılması.
Mollusit  : Yumuşakçaları öldüren
Nematosit : Kurtları öldüren
Ovisit : Yumurtaları Öldüren
Paraliz  : Felç
Penetre olmak  : Nüfuz etmek
Pest : Zararlı böcek , nematod , patojen veya diğer organizmalardan herhangi biri.
Pestisit  : Yabancı otları ve bitkilerdeki hastalık ve zararlılar ile , sinek , böcek , bit pire v.s. zararlıları öldüren ilaçlar.
Popülasyon : Aynı tür bireylerin oluşturduğu topluluk.
Popülasyon dinamiği    : Bir türün dağılışı ve bolluğu üzerinde rol oynayan faktörlerin tümü.
PPM ( part per million )  : Milyonda kısım. Yani kg. da mg.

Repellent
: Kaçırıcı. Böcek , kuş v.b. kaçıran maddeler
Rezidüel  : Kalıcı. İlaçların devamlılık süresi
Rezistans        :Direnç oluşumu
Cros rezistans  :Çapraz direnç oluşumu Bir ilaca karşı direnç oluştuktan
sonra aynı gruptaki diğer ilaçlara karşı da oluşan direnç                                       şeklidir.
Rezidü  : Kalıntı
Rodentisit : Kemirgenleri öldüren kimyasal madde
Sinerjist : Etki artırıcı
Solvent  : Çözücü
Spektrum : Etki alanı
ULV  : Ultra-low volume
EPA : Environmental protection agency
( A.B.D. deki Çevre Koruma Örgütü )
WHO : World Health Organization
( Dünya Sağlık Örgütü )
F.C. : Farm Chemicals Handbook
Akut Temas : Bir kimyasal maddenin akut etki gösterebilecek bir  dozuna bir defa veya kısa bir süre içinde (24 saat) birkaç defa maruz kalınması olarak tanımlanmaktadır. Bu mazu-   riyet sonrasında ortaya çıkan toksik etkilere de akut toksik Etkiler denir.
Subakut Temas : Bir kimyasl maddeye, 1 ay veya daha kısa bir süre içinde tekrar tekrar maruz kalınması olarak tanımlanmaktadır.  bu mazuriyet sonrasında ortaya çıkan toksik etkilere de  subakut toksik etkiler denir.
Subkronik Temas : Bir kimyasal maddeye, 1-3 aylık bir süre zarfında tekrar  tekrar maruz kalınması olarak tanımlanmaktadır. Bu temas sonrasında ortaya çıkan toksik etkilere de subkronik toksik etkiler denir.
Kronik Temas  : Bir kimyasal maddenin akut toksik etki oluşturmayacak  dozuna 3 aydan daha uzun bir süre ile tekrar tekrar maruz  kalınması olarak tanımlanmaktadır. Bu temas sonrasında ortaya çıkan toksik etkilere de kronik toksik etkiler denir.

SİVRİSİNEKLER

BİYOLOJİSİ
İnsan ve Hayvandan kan emmeleri, hızla üremeleri ve çok sayıda hastalık etkeni taşımaları sebebiyle sağlık ve ekonomik yönden en önemli vektör, dünyada 2700 civarında türü bilinen sivrisineklerdir. Türkiye’de Anopheles, Aedes ve Culex olmak üzere yaklaşık 60 sivrisinek türü tespit edilmiştir. Anophelesler temiz suda, diğerleri temiz, sıcak , serin , kirli her türlü su birikintilerinde ürerler. Yumurtalarını su birikintilerine tek tek ve grup halinde bırakırlar. Larva ve pupa ( kurtçuk ) döneminden sonra uygun ısıda 8-9 günde ergin sinek haline gelir. Dişileri yumurtlamak için kan emmek zorundadır. Bu sebeple insanları çok rahatsız ederler. Nemli ve loş ortamlarda barınırlar. Geceleri faaliyet gösterirler. Erkekleri meyve ve bitki özsuyu ile beslenirler. En az 3 km uçarak ürediği yerin çok geniş mesafelerine kadar yayılırlar ve canlıların yaşadığı ortamda yoğunlaşırlar.

Anophelesler SITMA hastalığını yayada rol oynar. Ayrıca Fil hastalığı, sarı humma, Nil hummasu, Beyin iltihabı gibi hastalık yayılmasında da önemli rolleri vardır.

SİVRİSİNEKLER

ERGİN CULEX , ANOPHELES , AEDES TÜRLERİ

SİVRİSİNEK ÜREME ALANLARI ( BİOTOPLARI ) ;

  • Bataklıklar ve yavaş yavaş akan akarsular, göller, dere ve nehir kıyısındaki durgun su odakları,
  • Çayır ve ormanlık alandaki biriken kar ve yağmur suları,
  • Sulama kanalları, çeşme yalakları,
  • Çeltik üretim tarlaları,
  • Temel çukurları, taş oyukları, ağaç kovuklarında biriken sular,
  • Konutların balkonunda bulunan saksı, bidon gibi su biriken kaplar,
  • Bahçelerde bırakılan fıçı, kova ve oto lastikleri,
  • Bodrum katlarındaki su birikintileri,
  • Açıkta akn lağım suları ve foseptik kuyuları.

 

CULEX , ANOPHELES , AEDES ÜREME SİKLUSU
Su Isısı;
15 C ……….. 26 gün
20 C ……….. 18 gün
25 C ……….. 14 gün
30 C ……….. 11 gün
35 C ……….. 9-10 gün içinde gelişmelerini tamamlarlar.

Ergin sivrisinekler üredikleri alandaki ot, yosun, bitki özsuyu ve birikinti sularda beslenerek 12 saat içerisinde döllenmek amacı ile üreme ortamını terk ederler.

  • Tekrar kan emmek ve ikinci kez yumurtlamak, 2-3 gün sürer.
  • Yaşam süreleri ( dişi ) : 60 – 70 gün ( erkek ) : 7 – 10 gün
  • Yumurtlama periyodu : 3 – 10 defa
  • Yumurta adedi : 150 – 200
  • Kışın havaların soğuması ile vücutları yağlanır ve kışlamaya girerler.
  • Yazın çok sıcak ve kurak havalarda yarı kışlamaya girerler.
  • Ergin ve yumurta formunda nesillerini devam ettirirler.

 

SİVRİSİNEKLERİN ARACI OLDUĞU HASTALIKLAR;

  • Protozoonlar ( Sıtma )
  • Helmintler ( Brugia malayi , Wuchereria bancrofti )
  • Arbovirüsler ( Deng humması, Sarı humma, Batı Nil humması )
  • Meningo-Ensefalitler ( St. Louis ensefaliti, Batı at ensefaliti, Kalifornia ensefaliti )

Sıtma, f,laryoz ( kan ve bağırsak parazitlerinin neden olduğu hastalıklar ) dang humması, sarı humma, sığır ve koyunlardan insanlara geçen vadi humması, Ensafalit’i ( beyin iltihabını ) bulaştırırlar. Pek çok türleri vardır. En yaygın olanları ve ülkemizde görülenleri Anopheles spp, Culex spp ve Aedes spp’dir.

 

KARASİNEKlLER ( HOUSE FLİES )

BİYOLOJİSİ
0.5 – 1 cm boyunda siyah gri renktedirler. Çöp ve gübre gibi nemli organik madde bulunan yerlere 100 – 150 adet yumurtayı yığın halinde bırakırlar. Çıkan larvalar organik maddelerle beslenir ve 30 – 35 C sıcaklıkta ortalama 7 – 8 günde ergin hale geçerler. Çok çabuk ürerler. Her türlü gıda ve çöp artıklarıyla beslenirler ve ortalama 3 km uçarak çevrede insanların yaşadığı her yeri istila ederler ve vücutlarında çok çeşitli hastalık mikropları taşıdığı için kondukları yiyeceklere mikrobu bulaştırırlar. Her 5 dakikada bir gezdiği yerlere dışkı bırakırlar.

KARASİNEK’ler  insanlarla iç içe yaşarlar ve kendi içlerinde bir aile oluştururlar. (özellikle Muska, Famma, Muscina ve stomoxys türleri ). Larva ve pupaları hayvan ölüsü ve canlı hayvanda büyüyen Chrysomya, Calliphora, Lucilia ve yumurtalarını et ve süt üzerine bırakan sarcohaga gibi pek çok türleri vardır. Karasinekler kokuya çok hassastırlar. Et ve meyve çürüklerinde sürü oluştururlar. Aynı zamanda ısıyada çok duyarlıdırlar ve sık sık bulundukları çalılıklarda veya bitkilerin yapraklarının gölgesinde dinlenirler. Beslenme yerleri hayvan ve insan artıkları ve geniş çapta da insan ve hayvan dışkılarıdır. Genel olarak çöplük ve lağım birikintileri bu sinekler için ideal beslenmeyerleridir. KARASİNEK’lerde yapılan deneysel ve epidemiyolojik çalışmalar göstermiştir ki bu sineklerin is artıklarda, pis beslenme alışkanlıkları yüzünden vücutlarının gerek iç yapısında gerek dış yapısında patojen mikroorganizmaları ( virüsler, bakteriler, protozoonlar, helmint yumurtaları gibi ) barındıkları saptanmıştır. Gündüzleri yiyecek temin edebilecekleri yerlerde yaşayan bu sinekler, geceleri dinlenmek için eşyaların kenarlarında, iplerde, tellerde ve tavanlarda konaklarlar. Karasinekler ısı ortalamasının yüksek olduğu zamanlarda geceleri dışarıda bina yüzeylerinde, çitlerde veya parmaklıklarda, ağaçlarda ve çalılarda dinlenirler. Ev sinekleri genellikle evlerde yaşarlar fakat esas kaynakları çöplükler ve hayvan barınaklarıdır. Şehir dışında da bu gibi yerlerde yaşayan ev sinekleri ulaşım araçlarıyla şehir içlerine taşınırlar.

ÜREME ALANLARI ( BİOTOPLARI );

  • Her türlü besin artıkları ve bunlardan oluşan çöplükler,
  • Hayvan bakım yrleri ve hayvan dışkılarından oluşan gübrelikler,
  • Açık lağım, kanalizasyon bağlantısı olmayan tuvaletler,
  • Açıkta rastlanan hayvan ve insan dışkıları,
  • Hayvan leşleri,
  • Gıda ve deri ile ilgili sanayiden dökülen artıklar,
  • Mezbaha ve hayvan kesim yerleri
  • Balık pazarları, semt pazarları, piknik yerleri.

 

KARASİNEKLERİN ARACI OLDUĞU HASTALIKLAR;

  • 40’ tan fazla hastalığın etkenlerine mekanik vektörlük yaparlar;
  • Kolera – Para Kolera
  • Tifo – Para Tifo
  • Çocuk yaz ishali
  • Trahom
  • Basilli ve amipli dizanteri
  • Tüberküloz
  • Bruselloz ( malta ateşi )
  • Çocuk felçi
  • Miyazis

 

TATARCIKLAR ( PHLEBOTUMUS )

Ülkemizde özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesinde sağlık açısından en az sivrisinekler kadar önemli olan bir türde tatarcıklardır. Tatarcıklar biyoekolojik özellikleri ve geceleri sokarak kan emmeleri yönünden sivrisineklere yakınlık gösterirler ve sıkça karıştırılırlar. Kan emen türü Phelebotomus spp’dir. Boyları 1 – 5 mm’dir. Bu sebeple korunmak içi kullanılan ağlardaki delikler 1 mm den küçük olmalıdır.

Bu canlıların en önemli özelliği ortam nemi yüksek yerleri tercih etmeleridir. Kapalı alanlarda bulunan Anopheles türü sivrisineklerle aynı ortamı paylaşırlar. Vücutlarının küçük ve tüylü olması uçuş mesafelerini sınırlandırır. Bu nedenle çoğunluk ergileştikçe yerde kalırlar. En fazla bir defada 100 m giderler. Daha çok rüzgarla dağılım olur.

Sadece Dişileri kan emer. Yumurtalar son kan emildikten yaklaşı 1,5 gün sonra bırakılır. Dişi tatarcık döllendikten 8 – 10 gün sonra 40 – 50 adet yumurta bırakır. Dişi yumurtladıktan sonra ölür. Yumurta bırakıldıktan 6 – 12 gün sonra gri beyaz larvalar çıkar. Bırakıldıkları ortamdaki bitki özleri ve organik sıvılarla beslenirler. Larvaları organik atıkların tabanındaki nemli ortamlarda, çürümüş bitki, çim birikintileri, gübrelerde, fosseptiklerde, mağaralarda, detrituslarda ( göllerin dibini yada ormanların tabanını zenginleştiren ayrışmış madde ), çalı dipleri, kaya diplerinde gelişirler. Sıcak ve beslenmeye bağlı olarak gelişirler. 21 C’de gelişim sağlarlar ve 7 haftada tamamen ergin hale gelirler. Erginlerin ömrü 1 – 2 hafta civarındadır.

ZARARLARI
Soktukları yere kanın pıhtılaşmasını önlemek amacıyla salgıladıkları tükürük insanlar için alerjiktir. Isırık bölgesinde yakıcı ve kaşındırıcı, ateşil ve alerjik deri enfeksiyonuna yol açabilir. Ancak tatarcıkların sağlık açısından önemi, taşıdıkları Leishmania parazitini bulaştırma bakımındandır. Leishmania spp’nin bulaşması, bu sineklerin hasta birinden kan emdikten sonra belli bir süre bekleyerek, normal bir insandan kan emmesiyle olur.

Ülkemiz için önemli iki tür L. Donavani ve L. Tropicadır. L.Donavani, visceral Lesihmaniozis adı verilen ve düzensiz ateş, kansızlık, lökopeni dalak ve karaciğer büyümesi ile kendini gösteren kronik bir hastalığa yol açar. Genellikle Akdeniz ve Güney Doğu Anadolu Bölgesinde yaz aylarında çocuklarda görülür. Yine Kala-Azar ( iç organlar Leishmaniozis ) tedavi edilmediğinde ölüme sürükler. Bugün hala Afrika ve Asya’da yaygın bir hastalıktır.

L. tropicano Şark çıbanı adı verilen deri Leishmaniozunun sebebidir. Parazit deri ve mukozada uzun süre iyileşmeyen yararlarla karakterize edilen bir hastalığa yol açar. Hastalığa en çok sıcak ve kurak geçen haziran, ağustos aylarında rastlanır. Güney Amerikada ortaya çıkan Espudinia ve uta hastalıkları yine bu hayvanlar tarafından bulaştırılır. Büyük ve uzun yaralar meydana gelir. Leishmaniozis sadece insanlarda değil, daha zayıf seyretmesine karşın birçok memeli hayvanda özelliklede köpeklerde görülür.

FARELER

EV FARESİ
Ergin ev faresi kuyruğu hariç 9-12 cm boyunda ve 30 gr ağırlığındadır. Kuyruk uzunluğu yaklaşık baş ve gövde boyu kadardır. Silindirik burunlu, küçük gözlere sahip, düz tüyleri kahverengi, gri arası bir renktir. Kağıt, kumaş, ambalaj malzemesi, pamuk gibi bolca yuva malzemesinin bulunduğu ev, yiyecek deposu ve ambarlarda rahatsız edilmeyeceği karanlık ve tenha yerlerde bulunurlar. Dışkıları siyah renkli, pirinç büyüklüğünde ve ovaldir. Ev fareleri 35 günde ergin hale gelir ortalama 1 yıl yaşarlar. Gebelik süresi  18-21 gündür. Bir batında 5-8 yavru doğurur ve yılda  5-10 arasında döl verebilir. Pürüzlü duvarlara kolayca tırmanabilir, bulundukları zeminden 30 cm yükseğe sıçrayabilir, kablo ve ip üzerinde yürüyebilirler. Bazen yüzebilir, -10 C’de yaşayabilirler. Güçlü koku ve işitme duyularına sahiptirler. 6 mm den büyük bir aralıktan rahatça geçebilirler.

NORVEÇ SIÇANI ( Kahverengi Sıçan )
Ergin norveç sıçanı kuyruk hariç ortalama 26 cm boyunda ve 500 gr ağırlığındadır. Kuruk uzunluğu baş ve gövde boyundan birkaç cm daha kısadır. Küt burunlu, küçük kulak ve gözlere sahip, kaba tüyleri kahverengi-siyah, karın bölgesi gri-beyaz arası bir renktir. Norveç sıçanı daha çok binaların dışında nehir kenarları, demiryolu boyunca toprak altında, çöp yığınları ve beton altında yuva yaparlar. Ergin dışkıları iki ucu küt kapsül şeklinde ve 20 mm kadar uzunluğunda olabilir. Norveç sıçanı 2-5 ayda ergin hale gelir ve 6-12 ay arasında yaşarlar. Gebelik 3 hafta sürer  ve bir batında 7-8 yavru doğurur ve yılda 3-6 döl verirler. Güçlü koku ve işitme duyularına sahiptirler ve 12 mm büyük bir aralıktan kolayca geçebilirler.

ÇATI SIÇANI ( Siyah Sıçan )
Ergin çatı sıçanı kuyruk hariç 22 cm boyunda ve 300 gr ağırlığındadır. Kuyruk uzunluğu baş ve gövde boyundan birkaç cm daha uzundur. Sivri burunlu, Norveç sıçanıyla karşılaştırıldığında daha iri kulak ve gözlere sahip olup, koyu kahverengi veya siyah tüylere sahiptir. Çok iyi bir tırmanıcıdır. Bina içlerinde ve altında, çöp ve odun yığınları içerisinde yaşarlar. Erginlerin dışkıları Norveç sıçanı dışkıları ile karşılaştırıldığında sivri uçludur. Çatı sıçanı 4 ayda ergin hale gelir ve ortalama 1 yıl yaşayabilirler. Bir batında 4-8 arasında yavru doğurur ve yılda ortalama 4-6 döl verebilirler. 12 mm den büyük bir aralıktan kolayca geçebilirler.

 

Çatı sıçan
ıRattus rattus
Siyah sıçan

Norveç sıçanı
Rattus norvegicus
Kahverengi sıçan

Ev faresi
Mus musculus
Ortalama boy
(Baş ve gövde)

22 cm

26 cm

12 cm

Burun şekli

Keskin

Küt

Keskin

Renk

Siyah, gri sarımsı kahverenkli
Alt kısım beyaz olabilir

Gri, kahverengi

Kahverengi-Gri

Kulak şekli

Büyük tüysüz

Küçük ,ince ve tüylü

Hafif genişçe

Ortalama ağırlık

300 gr

500 gr

30 gr

Dışkı şekli

Sosis gibi ve dağınık

Grup halinde, iğ şeklinde

İnce, iğ şeklinde, dağınık

Bulundukları yerler

Bahçeler,liman bölgeleri, tatlı sularla  bağlantılı şehir merkezleri

Lağımlarda ve  insanların yaşadığı  hemen hemen her yerde

Lağım, kanalizasyon hariç  besin  bulabildikleri  her yerde

ZARARLARI
Ev ve işyerlerini istila eder, eşyaya zarar verir, kemirirler. Yiyeceklere zarar verir, tüketir, ambalajlarını bozarlar. Gıdaları ve gezdikleri çevreyi kirleterek bulaşıcı hastalıkların insanlara yayılmasına sebep olurlar. Veba, Tifüs, Weil, Sodoko, Hummalar, Paraziter Hastalıklar, Kuduz, Salmonella Bakterileri ve Bağırsak Enfeksiyonları gibi bir çok hastalık. Çiftlik hayvanları içinde Leptospirosis, Salmonella, Brucellasis ve Şap hastalığını yayarak büyük tehlike teşkil ederler. Fareler dişlerini devamlı törpüleme ihtiyacı duyduklarından kabloları kemirerek elektrik kontağı, bilgisayar sistemlerini bozma ve yangına sıkça sebep olurlar. Korkutarak insanların sağlığını da bozarlar. Prestij kaybına sebep olurlar.

HAMAMBÖCEKLERİ

ALMAN HAMAMBÖCEĞİ ( Blatella Germanica )
0.8 – 1,3 cm boyunda, kahverengi, en hızlı üreyen hamamböceğidir. Bıraktığı bir pakette 35 – 40 civarında yumurta vardır. 30 – 35 C derece sıcaklıkta 45 günde yumurta açılır. Dişi bir hamamböceği yılda 30.000’i bulan sayıya ulaşabilir, ömrü bir yıldır. Kuru ve sıcak yerleri sevdiği için halk arasında KALORİFER BÖCEĞİ’de denir. Çok pistirler ve her şeyi yerler. Her pisliği, mikrobu taşır ve bulaştırırlar. Gıda, su ve sıcağa ihtiyacından dolayı insan olan her yerde aktiftirler. Evlerde ilk yerleşeceği yer mutfak ve banyolardır. Hemen hemen bütün zamanını yuvalarında , delik ve çatlaklarda saklanarak geçirirler, karanlığı sever ve geceleri aktiftirler. Çok dayanıklıdırlar, ilaçlara çok çabuk direnç kazanırlar. Binada 10 katlık mesafeyi bir gecede çıkabilirler. Marketten ufak bir poşet içinde veya bir yumurta paketinde evinize gelebilir.

Bunların kontrolü zordur, tecrübe, teknik bilgi ve uygun insektisit ve periyodik uygulama tekniği gerekir. Kalıcı insektisiti her türlü çatlak ve yarıklara, kapı pervazı, süpürgelik, dolap arkası gibi yerlere uygun dozda atmak gerekir. Gerekirse özel yemleme sistemi ( TES ) uygulanır.

AMERİKAN HAMAMBÖCEĞİ ( Periplanata Amerikana )
Erginleri ortalama 2-3 cm boyunda kanatlı kırmızımsı kahverenginde en büyük hamamböceği türüdür. Bütün insanların yediği ve yemediği her şeyi yerler, kağıda kadar. İçinde 14 – 16 yumurta bulunan paket yaparak her mevsim ürerler. Genelde toplu koloniler halinde yaşarlar, 15 ay kadar ömrü vardır. Nenli, sıcak ve pis yerleri severler kanalizasyon, kazan dairesi, depo, bodrum, toprak altı galerileri ambalaj içleri gibi yerleri istila ederler. Genelde endüstriyel işletmelerde çok görülürler.

Yaşadığı ortam ve yerlerin iyi araştırılması ve profesyonel bir servis tarafından mücadelesi gerekir. Kalıcı etkili insektisit kullanılır, koli ve malzemeyle de gelebilir, dikkat etmek gerekir.

ŞARK HAMAMBÖCEĞİ ( Blatella Orientalies )
2 – 2,5 cm uzunluğunda parlak siyah renktedir. Erkeklerde iki kahverengi kanat vardır. Dişiler oval erkekler ise daha ince yapıdadır, halk arasında karafatma olarak da anılırlar. Genelde lağım sistemi, bodrum, depo, bina boşlukları ve daha az olarak da  ev içlerinde yuvalanırlar. Havalar ısınınca komşu binalara kadar her yeri istila ederler. Kış aylarında ana yuvalarına çekilirler. Ömrü 6 aydır. Her türlü gıda ve organik maddeyi yerler.

İçeride ve dışarıda üreme ve barınma yerlerini dikkatle araştırıp bulup yok etmek için profesyonel servise ihtiyaç duyulur. Zira yuvalarına ulaşmak da güçlük çekilir. Mücadelesi dikkat ister kalıcı insektisit uygulanır. Bazen çatılarda kuş yuvaları varsa üreyebilir araştırılması gerekir.

BULAŞTIRDIKLARI HASTALIKLAR
Dizanteri, Gıda zehirlenmeleri, verem , Gastroenteretis, Antrax, Pnomoni, Hepatit, Mantar hastalıkları, Astım, Alerjik Reaksiyon gibi çeşitli hastalık mikroplarını taşır ve bulaştırırlar. 

PİRELER
Siyah kahve renkli, 2 mm boyunda katlı yapılı altı bacaklı olup vücudunda ve bacaklarında kılları bulunur. Sıçrayan yapıdadır, dikey
20 cm, yatay 40 cm zıplarlar. Hayvan, insan, toz ve kuş piresi şeklinde türleri vardır. Çok çabuk popülasyon yaratır, haftada 2,000 yavruya ulaşabilir.yumurtalarını toz, toprak içine ve zeminlere dağınık vaziyette bırakır. Uygun ısıda 8 –10 günde evrimleşerek pire olur, ısı yeterli değilse 80–90 güne kadar uzar. Yumurtlamak için kan emerler bu sebeple canlıya ve insana hemen anında hücum ederler canlı üstüne çıktığı için evlere kolay taşınır, geceleri uyutmaz ısırır, ciltte noktacıklar halinde ısırık izleri çamaşırda kahverengi pisliğinin lekeleri gözlemlenebilir. En çok hayvanların dinlenme alanlarında görülür ve ürerler. Tifüs ve Veba hastalığı bulaştırırlar.


KONTROL ÖNLEMLERİ

Ürediği ortamı tespit edip ilaçlamak, kedi ve köpek gibi hayvanları da ilaçlayıp temizlemek gerekir. ilaçlar pupa döneminde etkili olmadığı için ilaçlamadan sonra 15 gün kadar ara sıra pire görülmesi doğaldır. Daha sonra onlarda kaybolur, bazen tekrar ilaçlama gerekebilir

TAHTA KURUSU
Erişkin tahtakurusu oval, yassı, çok ayaklı 2 – 5mm boyunda, pas kırmızısı rengindedir. Ezilince pis kokar ve kan çıkar. Erginleri hiç beslenmeden 550 gün yaşayabilirler. Kümeler halinde 200 civarında yumurtayı yapıştırarak çatlaklara bırakırlar evlerde insanın yaşadığı yatak odaları, çekyat, dolap içleri, karyola yatak kenarları, duvar delikleri ve tahta aksam ayrıkları ile yatakhaneler gibi yerlere yuvalanırlar insanları ısırıp ağırlığının 5 –6 katı kan emerler, emdiği yer şişer ve çıban gibi kızarır. Özellikle geceleri aktiftir, insana uykuda hemen hücum eder, evden eve eşya ile yayılır. Pasteurella pestis, allerjik reaksiyonlar M.Leprae, Bacillus anthracis, B.Recurrentin gibi bir çok hastalığı bulaştırırlar. oda sıcaklığında 23 C’de 3-14 gün içerisinde nimfler çıkmaya başlar. Beş nimf döneminden sonra erişkin devreye ulaşırlar. Yumurtadan çıktıktan sonra erişkin devreye ulaşıncaya kadar uygun şartlarda 8-13 hafta geçer. Gömlek değiştirmeler arasında kan emerler. Beş yıla kadar yaşabildikleri bilinmektedir..

KONTROL ÖNLEMLERİ
Ferdi mücadele çok zordur. Başarılı olmaz, profesyonel uygulayıcı için kolaydır. Barındığı ve ürediği yerler dikkatle ilaçlanırsa kolayca yok edilir. Karyolaya, çekyata, dolaplara, duvarlara, koltuklara komple kalıcı etkili ilaçı yeterli dozda atmak gerekir.